|
Manifestomuz,
Ülkemizde kent bilincinin üst
seviyelerde olduğu kentlere bakacak olursak, ortak değerlerin
tanımı yüzyılladır yapılmış olduğunu görebiliriz. ( Kayseri,
Gaziantep, Konya, Trabzon Erzurum, Aydın ). Bu kentlerin
sembollerine baktığınızda kent hakkında çok şey anlatmaya
başlayacaktır bizlere. Mersin’de ise bırakın ortak değeri özgün
bir sembolünü bile kimse tam olarak bilememektedir. Oysa
Türkiye’nin en evsaflı kumsallarına sahip olan, Kıbrıs’ın yer
yer dürbünsüz izlenebildiği, Hıristiyan dünyasının en önemli
insanlarının yaşamına tanıklık eden, Türkiye deki UNESCO Dünya
Mirası aday Listesindeki 13 noktanın 2’sini barındıran,
Türkiye’nin en iyi kayak pistine sahip olan, Kraliçe ABA’ya,Azize
Tekla’ya, milyonlarca yıldır Caretta Caretta’lara, bin yıllar
öncesinden Kilikya Korsanları’na ve bin yıllardır Aziz Paulus’a
ve dünya harikası Kızkalesi’ne ve daha nice değerlere sahip olan
Mersin’den bahsediyoruz! İlginç olanı da bu değerlerin
Mersinliler tarafından bilinmemesi. Ve hatta bilenler tarafından
bile görülmemesidir. Yani kendi asıl değerlerinden uzak ve
habersiz yaşayan bir kent neye sahip çıkabilir? Ya da neye kaygı
duyabilir? Türkiye’nin çok az kentinde, görebilirsiniz ki ;
Mersin gibi yaşadığı kente kendini yabancılaşmış ve kaygısız
insan sayısı fazla olsun.
Oysa Mersinli olup Mersin’e sahip
çıkabilmek için önce nelere sahip çıkılması gerektiği anlaşılır
olmalıdır.
Bu kent sakinlerinin en önemli
sosyal ihtiyacı, kendilerini Mersin’e ait hissettirecek,
Mersin’e sahip çıkmanın herkesin insiyatifinde olduğunu
anlatacak ve Mersin’in evrensel değerlerinin bu kentin –
hepimizin ortak paydası olduğunu anlatan iddialı bir çalışmadır.
Öyle ki sonunda herkes “Mersinliyiz ama Farkındayız” diyebilsin.
Ana sebep ise aşırı nüfus artışı ve kimliğini oturtamayan bir
Mersin de yaşayıp da en önemli tarihi değerlerini hiç görmemiş
hatta hiç duymamış on binlerce vatandaşımız Devam eden bu
süreçte, projemiz kent kültürüne bambaşka ve basit bir bakış
açısı ortaya koyacaktır. Bu da kentin ortak kültürünün zaten var
olduğu, hatta benzerlerinden çok faklı özelliklere sahip
olduğunu kent gündemine taşıyacaktır. Ancak İşte bu noktada
Mersinliler sahip çıkmaları ve farkında olmaları gereken şeyin
ortak kültürü ve tarihi olduğunu algılayacaklardır. Çarpan
etkisiyle birlikte sahip oldukları değerlerin aslında kenti
meydana getirdiğini özümseyecek kent sakinleri.
Bir kente sahip çıkmanın ne demek
olduğunu siyasi malzeme yapmadan projemiz ilk defa Mersin
gündemine taşımasıyla sempati kanalını kullanacaktır.
Hedef gruplarımız
Hedef grubumuzu tanımlarken 2 ana
başlıkta topladık:
1. Medya ve görseller aracılığıyla
bilinçlendirme yapacağımız kent sakinleri
2. Mersin’in Ankara’daki
temsilcileri, bürokratlar ve üst düzey yöneticilerimiz.
Görüleceği üzere çalışmalarımızı
farklı gruplar üzerinde yaparken asıl amacımız Mersin’de yaşayıp
da kentinin farkında olamayan, kentinden umudunu yitirmiş ve
kendini yabancılaşmış hisseden ve “mersinin sahibi yok ki!”
diyen herkesi çalışmalarımıza dahil etmeyi ve bilinçlendirmeyi
hedeflemektedir.
Her şeyden önce aidiyetsizlik
duygularının, umudunu yitirmiş olmalarının ve yabacılaşmış
olmalarının kendilerine has bir duygu olmadığını, Mersin en
kabul gören gerçeklerinden biri olduğu gerçeğini projemiz
kamuoyunun gündemine taşıyacaktır. Yapacağımız bilgilendirme
çalışmaları ve tanıtıcı aktivitelerimiz ile bütün Mersin kentine
gerçek değerleri ile sahip çıkılması gerektiği bilincinin
kamuoyunda yaratılması sağlanacaktır.
Bütün Mersin kamuoyu ile
paylaşacağımız “Mersinli” alt projelerimiz ile kent ve
aidiyetsizlik duygusu yaşayan hedef kitlemiz, yaşadığı kent için
heyecanlanacaktır. Buradan yakalamayı hedeflediğimiz sinerji ile
de fikirlerinin gündeminin Mersinli özgün projeleri olması ile
sahip çıktıkları şeyin aslında “Mersin” olduğunu hissetmeleri
beklentilerimizin özünü oluşturmaktadır.
Sonuç olarak çalışmalarımızın
farklı sunumu, gündemi çok başka açıdan ele alması ve “Mersinli
Projeler” bazlı sunumları kentimizde en önemli sorunlardan biri
olan aidiyetsizlik hissinin yerini “Mersinin sahibinin, aslında
burada yaşayan ve kaygı duyan herkes olduğu” olgusu almaya
başlayacaktır.
|