Mersinli olup da fark
etmediğimiz şey aslında, kentimize sonradan katılan
vatandaşlarımızın kendini buraya ait hissetmemesidir, çünkü
burada yaşayan insanlar kente ait değerlerin farkında değil
ki? Farkında olmadıkları değerlere nasıl sahip çıksın? Nasıl
kendini sorumlu hissetsin? İşte bu insanlar yanlış
odaklanmadan kaynaklı olarak “arada kalmışlık” duygusunu
yaşıyorlar.
Mersinli olup da fark
etmediğimiz şey aslında, uygulanmaya çalışılan bütün
projelerin Ankara çıkışlı olmasıdır. Aslında Mersinin
gündemini Mersin belirlemeli ve projelerini Ankara’ya
sunmalıdır.
Mersinli olup da fark
etmediğimiz şey aslında, Türkiye ‘de var olan Ankara’daki
iller lobisinin Mersin ayağının çok zayıf hatta hiç
oluşmamış olmasıdır.
Mersinli olup da fark
etmediğimiz şey aslında, dünyada kendi özünden ve
kıymetinden bu kadar uzak yaşayan insanları barındıran ender
kentlerden biri olduğumuzdur.
Mersinli olup da fark
etmediğimiz şey aslında bize ait değerlerle ( örn Aziz
Paulus) sadece oradan geçtiği için milyonlarca dolar kazanan
ülkeler varken bizim Torosları aşıp Ankara’ya bile
anlatamamızdır.
Mersinli olup da fark
etmediğimiz şey aslında, “bütün renklerin kavşak noktası”
olarak anılmamız gereken yerde, bütün renklerin kendini
yabancı olarak hissettiği renksiz haberlerle anılan bir kent
olduğumuzdur.
Mersinli olup da fark
etmediğimiz şey aslında, Mersine ait “Mersince” proje
üretemeyip, Ankara’nın bize uzak projeleri arasında kısır
döngüye kalmış olmamızdır.
Kentler ürettikleri değerlerle
özdeşleşirler. Bizim adımıza üzerimize yapıştırılmış,
sürecin doğal parçası özelliklerimiz maalesef kötü
haberlerle anılan kent olmamıza sebep olmuştur. Biz ise
inovatif çalışmalarımızla proje ve fikir üreterek Mersin
imajına katkı sağlamak istiyoruz.
Her kentin bir öyküsü vardır,
Mersin’in öyküsü umut ve çok kültürlülük olmalı. . Oysa bu
çokluk, dünya kenti olma iddiasındaki her kentin ana
gücüdür Bu öykü de yaşayan insanlardan bağımsız yazılamaz.
Herkesin hem fikir olduğu, bir ucundan dokunduğu bir konuyu
barındırmalıdır. Bunun için hem Mesinli tanımını yanlış
yerlerde aramaya son vermek hem de insanlarımıza asla ayrım
yapmadan ulaşmak için “umudunu mersinde yazan herkes
mersinlidir” diye yola çıkmalıyız.
Feodal kent bilincinde, 4 ana
sebep insanları motive eder: 1.si 300-400 yıllık derin kent
yapısı, 2.si yakın bir komşu kent ile rekabet, 3.sü aşağılık
duyekonomik bir rengin kente kesin hakimiyeti , 4.sü etnik
aidiyet hissi… Mersin ise yeniden modern bir aidiyet
duygusunun tanımlandığı kent olmaya en büyük adaydır.
Dünya da hiçi bir kent bu kadar
yoğun göç sonrası, sorunsuz yaşayamaz. Dolayısıyla Mersinin
yaşadığı zor süreç extrem bir durum değil normal bir
süreç!!!. Biz de bu sürecin sonunun geldiğini kamuoyu ile
paylaşarak, güç ve iş üretiyoruz.
Bizim Mersin Hedefimiz;
Mersinlilere umut var ve yaşanabilir bir kent olduğumuzu
anlatmak,
Ulusal hedefimiz
Mersin’in aydınlık imajını yeşertmek,
uluslar arası arenada
ise Mersin tanıtımına katkı sağlamak!!!